Çözüm Sürecine de Kayyım Atanacak mı?
GÖZCÜ HABER - Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan çözüm süreci, son dönemde iktidarın verdiği mesajlarla yeniden gündeme geldi. Ancak bu tartışmaların tam ortasında, özellikle DEM Parti’li belediyelere kayyım atanması, çözüm sürecine dair samimiyet sorgulamasını da beraberinde getiriyor.
Son olarak Van’da seçilmiş belediye başkanına bile kayyım atanması, halk iradesinin tamamen devre dışı bırakıldığını gözler önüne serdi. Seçim yapılıyor, halk sandığa gidiyor ama kazananın kim olacağına mahkemeler ve valilikler karar veriyor. Bu ne yaman çelişki anne?
Kayyım Politikasıyla Çözüm Süreci Olur mu?
Kayyım atamaları sadece belediyeleri yönetmekle sınırlı bir uygulama değil. Aynı zamanda bölgedeki siyasal, toplumsal ve hatta psikolojik iklimi de dizayn etme çabasının bir parçası. Seçilmiş yöneticiler tasfiye edilirken, yerlerine devletin uygun gördüğü isimler getiriliyor.
Bu da çözüm olarak sunulan sürecin bile devlet eliyle belirlenen sınırlar içinde ve tek taraflı ilerletilmek istendiğini düşündürtüyor.
Peki, böyle bir ortamda çözüm süreci sağlıklı bir şekilde yürütülebilir mi? Daha da ileri gidelim:
Eğer bir çözüm süreci başlayacaksa, ona da kayyım atanacak mı?
Yoksa yine DEM Parti’siz bir çözüm süreci mi?
Parlamentosuz, demokratik temsiliyetten yoksun bir süreç mi bizi bekliyor?
Eğer öyleyse – ki öyle olmadığını umut ediyorum – bu süreç başlamadan başarısız bir girişim olarak tarihin tozlu raflarında yerini alır bile.
Çözüm İçin Önce Kayyım Anlayışından Vazgeçilmeli
Gerçek bir çözüm süreci için ilk şart, Kürt halkının demokratik taleplerine kulak vermek ve temsilcilerini meşru muhatap olarak görmek. Eğer yerel yönetimler halkın oylarıyla şekillenemeyecekse, merkezi yönetimin müzakerelere dair vaatleri de inandırıcılığını kaybeder. Çünkü demokrasinin olmadığı yerde barış olmaz.
Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, hem Kürt meselesinin çözümü için gerçekçi adımlar atmak hem de halkın iradesine saygı duyan bir yönetim anlayışı inşa etmektir. Kayyım politikasıyla yönetilen bir coğrafyada çözüm süreci samimi olamaz.
Eğer gerçekten çözüm isteniyorsa, ilk adım halkın seçtiği yöneticilere ve demokrasiye müdahaleden vazgeçmek olmalıdır. Aksi halde, çözüm süreci daha başlamadan, devletin belirlediği dar sınırlar içinde bir “atanmış süreç” haline gelir.
Ve tam da böyle bir noktada Ahmet Kaya’nın sesiyle, Yusuf Hayaloğlu’nun kalemiyle soruyoruz:
"Bu ne yaman çelişki anne?"
Tolga Çobanoğlu
Yeni Türkiye Gazetesi






Benzer Haberler
LONDRA ENERJİ KULÜBÜ BAŞKANI MEHMET ÖĞÜTÇÜ İLE SÖYLEŞİ
İzmir Başkanını Alkışlıyor: İzmirliler Cemil Tugay’ın yanında
ÖZBEKİSTAN SEMERKAND TAŞKENT BUHARA,HİVE VE KAZAKISTAN ALMATA ''ATA ŞEHİRLERİM DE YENİDEN DOĞMAK''
CHP Kurultayı mı, Game of Thrones Sezon Finali mi?
Yurduna Dönen Azerbaycan!
BEYDİLİ YİĞİTLİĞİN VE ASALETİN MÜHRÜ
Barışın Kapılarını Aralamak: Değişen Müzakere Tavırları Üzerine
BAKIŞ