Dilimiz Azerbaycan Türkçesidir
Stalin’in Dayatmalarına Karşı Duruşumuzu belli edeceğiz.
GÖZCÜ HABER - Azerbaycan'da Türk dilinin yasaklanma süreci, Sovyetler Birliği'nin egemenliği altında, özellikle Stalin'in kültürel ve dilsel politikalarıyla şekillenmiştir. Sovyetler Birliği, Azerbaycan'ı işgal ettikten sonra, Türk dili üzerindeki baskıları giderek artırmış ve 1930'larda Azerbaycan Türkçesi'ni "Azerbaycan Dili" olarak adlandırmıştır. Bu adlandırma, yalnızca dilin adını değiştirmekle kalmamış, aynı zamanda Türk kimliğini silme ve Azerbaycan’ı Sovyet kimliği altında birleştirme amacı güden bir strateji olmuştur.
Azerbaycan'da Türk Dili ve Yasaklanma Süreci:
Sovyetler Birliği'nin 1920'lerde Azerbaycan’ı işgal etmesinin ardından, Türk dili üzerinde uygulanan baskılar giderek artmıştır. 1929’da, Sovyetler Birliği’nde Latin alfabesinin yerine Kiril alfabesi kabul edilmiş ve bu değişiklik, Türk dillerinin yazımını etkilemiştir. Ancak, en kritik adım 1932’de atılmıştır. Bu dönemde, Sovyetler Birliği, Azerbaycan Türkçesini "Azerbaycan Dili" olarak tanımlayarak, Türk halklarının dilini bir ayrımcı yaklaşım ile değiştirmeyi hedeflemiştir. Böylece, Azerbaycan Türkçesi ve Türkiye Türkçesi arasındaki yakınlık zayıflatılmaya çalışılmıştır. Stalin'in uygulamaları, Türk dünyasında bir dil birliğini engellemeye yönelikti ve bu, aynı zamanda kültürel bağları da koparma amacını taşımaktaydı.
1932’deki bu adım, sadece dilin adının değiştirilmesiyle kalmamış, aynı zamanda Azerbaycan halkının dilini ve kimliğini Sovyetler Birliği'nin tek tip kültürel kimliğine entegre etme stratejisinin bir parçası olmuştur. "Azerbaycan Dili" terimi, Türk kültürünün ve dilinin bir ayrımcılıkla yeniden tanımlanmasına yol açmıştır. Bu, dilsel bir manipülasyon olmanın ötesinde, Azerbaycan halkını kendi kültürel köklerinden uzaklaştırmayı hedefleyen bir uygulama olmuştur.
Azerbaycan Türkçesi:
Azerbaycan'da Türkçenin "Azerbaycan Dili" olarak adlandırılması, Sovyetler Birliği'nin dilsel baskılarının bir sonucu olarak, kültürel ve dilsel ayrımcılığı pekiştirmiştir. Ancak dilsel olarak, Azerbaycan Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasında temel bir fark yoktur. Her iki dil de aynı kökenlere dayanır ve aralarındaki farklar yalnızca bölgesel aksanlar ve kelime kullanımlarına dayanmaktadır. Bu, aslında Azerbaycan Türkçesinin de Türkiye Türkçesi ile derin bir dilsel yakınlığa sahip olduğunu gösterir. Ancak, Sovyetler Birliği'nin bu uygulamaları, "Azerbaycan Dili" ifadesini benimseyerek, halkları birbirinden uzaklaştırmayı ve kültürel birleşmeyi engellemeyi amaçlamıştır.
Sonuç:
Bu kabul edilemez. Bu uydurma "Azerbaycan Dili" terimi, 1932 yılından sonra, Sovyetler Birliği'nin işgalci rejiminin başında bulunan Yahudi kökenli Stalin’in dayatmasıdır. Maalesef, Ramiz Mehdiyev ve Eli Hesenov’un arkasında bıraktığı eğitim "müsavirlerinin" sinsice uyguladığı bu eyleme, devletlerimizin önemli kesimleri ve akademisyenleri de farkında olmadan ortak olmaktadır. İlham Aliyev'in Türk Devletler Birliği ile ilgili mesajlarını hatırlayın. Ben gurur duyuyorum ki Azerbaycanlıyım, diyen merhum Heydar Aliyev defalarca Türk olduğumuzu söylemiştir. Lütfen bu yanlışı düzeltin. Azerbaycan Dili değil, Azerbaycan Türkçesidir.
NİGAR ÖGEDAY






Benzer Haberler
LONDRA ENERJİ KULÜBÜ BAŞKANI MEHMET ÖĞÜTÇÜ İLE SÖYLEŞİ
İzmir Başkanını Alkışlıyor: İzmirliler Cemil Tugay’ın yanında
ÖZBEKİSTAN SEMERKAND TAŞKENT BUHARA,HİVE VE KAZAKISTAN ALMATA ''ATA ŞEHİRLERİM DE YENİDEN DOĞMAK''
CHP Kurultayı mı, Game of Thrones Sezon Finali mi?
Yurduna Dönen Azerbaycan!
BEYDİLİ YİĞİTLİĞİN VE ASALETİN MÜHRÜ
Barışın Kapılarını Aralamak: Değişen Müzakere Tavırları Üzerine
BAKIŞ